Bir gün, ormanın kenarındaki yüksek bir ağacın dalına konan karga, yiyecek bulmak için uzun süre dolaştıktan sonra elde ettiği bir parça peyniri gagasında taşıyormuş. Bulduğu yiyeceği keyifle yemek isteyen karga, sessiz bir köşede dinlenmeye hazırlanıyormuş.
O sırada aç bir tilki ağacın altında dolaşırken kargayı ve gagasındaki peyniri fark etmiş. Peyniri elde etmek isteyen tilki, kurnazca bir plan düşünmüş. Ağacın altına yaklaşarak kargaya hayranlık dolu bakışlar göndermiş ve ona tatlı sözler söylemeye başlamış.
Tilki, “Ey güzel karga! Tüylerinin parlaklığı ne kadar da göz kamaştırıcı. Senin kadar zarif bir kuş görmedim.” demiş. Bu sözleri duyan karga oldukça memnun olmuş. Tilki konuşmasına devam ederek, “Eğer sesin de görünüşün kadar güzelse, şüphesiz bütün kuşların hükümdarı sensin!” diye eklemiş.
Övgüler karşısında gururlanan karga, güzel bir sesi olduğunu göstermek istemiş. Şarkı söylemek için gagasını açar açmaz peynir dalın üzerinden aşağı düşmüş. Tilki hemen peyniri kapmış ve kargaya dönerek, “Sevgili karga, bugün önemli bir ders öğrendin. Her duyduğun övgüye inanırsan elindekini kaybedebilirsin.” demiş.
Karga, tilkinin sözlerinin doğru olduğunu anlamış. Boş yere gurura kapılmasının kendisine zarar verdiğini fark etmiş. O günden sonra duyduğu her sözü düşünmeden kabul etmemiş ve daha dikkatli davranmayı öğrenmiş.
Bu masaldan çıkarılacak ders şudur: Kişi, kendisini öven herkesin samimi olduğunu düşünmemeli; aklını kullanarak hareket etmelidir.





